do in - Turco Inglés Diccionario

do in

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "do in" en diccionario turco inglés : 14 resultado(s)

Inglés Turco
General
do in v. yormak
do in v. öldürmek
do in v. gebertmek
do in v. dolandırmak
do in v. çok yormak
Phrasals
do in v. öldürmek
do in v. canını almak
do in v. sonlandırmak
do in v. sona erdirmek
British Slang
do in v. dövmek
do in v. hırpalamak
do in v. işini bitirmek
do in v. öldürmek
do in v. pataklamak

Significados de "do in" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
do-in n. (çin usulü) kendi kendine masaj
do somebody in v. öldürmek
do something in a haphazard way v. ezbere hareket etmek
do something in secret v. bir şeyi gizlice yapmak
do somebody in v. yorgunluktan öldürmek
do something in a hurry v. aceleye getirmek
do something in a haphazard way v. ezbere iş görmek
do everything in the book v. yapmadığını bırakmamak
do one's doctorate in v. doktora yapmak
do well in the exam v. sınavda başarılı olmak
do well in the exam v. sınavda iyi yapmak
do in certain order v. belirli bir düzen içinde yapmak
do in certain way v. belirli bir düzen içinde yapmak
do in certain manner v. belirli bir düzen içinde yapmak
do masters degree in civil engineering v. inşaat mühendisliğinde yüksek lisans yapmak
Phrases
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. ölürüm de (bir şeyi) yapmam
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. (bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma ölürüm daha iyi
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. (bir şeyi) yapmaktansa/yapacağıma cehenneme giderim daha iyi
would see (someone) in hell before (one) would (do something) expr. ölsem (bir şeyi) yapmam
in order to do expr. olsun diye
in order to do expr. yapabilmek/yapmak için
in order for (someone or something) to (do something) expr. (birinin/bir şeyin bir şey yapabilmesi/yapması) için
in order to do something expr. bir şey yapabilmek/yapmak için
in order for (someone or something) to (do something) expr. (biri/bir şey bir şey yapsın) diye
in order to do something expr. bir şey olsun diye
in order to (do something) expr. (bir şey olsun) diye
in order to (do something) expr. (bir şey yapabilmek/yapmak) için
Proverb
do not look a gift horse in the mouth misafir umduğunu değil bulduğunu yer
when in rome, do as the romans do bulunduğun yerin kurallarına göre hareket et
when in rome, do as the romans do roma'da romalılar gibi davran
do not wash your dirty linen in public kirli çamaşırlarını ortaya dökme
do not wash your dirty linen in public özel aile sorunlarını ortalık yerde konuşma
Colloquial
be in a position to do something about v. bir konuda bir şeyler yapabilecek durumda olmak
be in no mood to do something v. bir şey çekecek halde olmamak
be in no mood to do something v. bir şey yapacak halde olmamak
do (someone) in v. (birini) yıkıma uğratmak
do (someone) in v. (birini) mahvetmek
do (oneself) in v. (kendini) bitirmek
do (someone) in v. (birini) öldürmek
do (oneself) in v. (kendini) öldürmek
do (someone) in v. (birini) bitirmek
do (oneself) in v. intihar etmek
do (oneself) in v. (kendi) işini bitirmek
do (oneself) in v. (kendi) başarısızlığına neden olmak
do (someone) in v. (birini) yok etmek
do (someone) in v. (birinin) başarısızlığına/çöküşüne neden olmak
do (someone) in v. (birinin) işini bitirmek
do someone in v. birini öldürmek
do someone in v. birini tokatlamak
do someone in v. birini aldatmak
do someone in v. birini dolandırmak
do someone in v. birinin kanını emmek (neyi var neyi yok almak)
do someone in v. birini yormak
do someone in v. birinin işini bitirmek
do someone in v. birini gebertmek
do someone in v. birini kazıklamak
do someone in v. birini oyuna getirmek
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in one to do v. yapma potansiyeli olmak
have it in one to do v. yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have it in one to do v. yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do v. yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmayı düşünmek
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) becerisi içinde olmak
have it in one to do something v. birinin bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneği olmak
have it in one to do v. yapma becerisine sahip olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisi içinde olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmak aklında olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmaya niyeti olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do v. yapma yeteneği olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisi birinin içinde olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneğini içinde barındırmak
have it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
be in a hurry to do something v. aceleyle/çabucak bir şey yapmaya çalışmak
be in a hurry to do something v. bir şey yapmaya can atmak
be in a hurry to do something v. acele içinde bir şey yapmak
be in a hurry to do something v. telaş içinde bir şey yapmak
be in a hurry to do something v. bir şey yapmak için sabırsızlanmak
so what do I get in return? expr. karşılığında ben ne alacağım?
what do you want, egg in your beer? expr. yetmedi mi?
what do you want, egg in your beer? expr. daha ne bekliyorsun?
what do you want, egg in your beer? expr. buldun da bunuyorsun?
what does that have to do with the price of tea in china? expr. ne ilgisi var?
what's that got to do with the price of tea in china? expr. kel alaka?
what's that got to do with the price of tea in china? expr. ne alakası var?
what does that have to do with the price of tea in china? expr. kel alaka?
what does that have to do with the price of tea in china? expr. ne alaka?
no one in his/her/their right mind would (do something) expr. aklı başında olan hiç kimse (bir şeyi yapmaz)
what's that got to do with the price of tea in china? expr. alakaya çay demle?
no one in his/her/their right mind would (do something) expr. (bir şeyi yapmak) akıllı işi değil
what's that got to do with the price of tea in china? expr. ne ilgisi var?
what does that have to do with the price of tea in china? expr. alakaya çay demle?
what's that got to do with the price of tea in china? expr. ne alaka?
what does that have to do with the price of tea in china? expr. ne alakası var?
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha asla yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha hayatta yapmam
I won't do something again in a hurry expr. bir şeyi bir daha ölsem yapmam
in no mood to (do something) expr. (bir şey yapma) modunda değil
in no mood to do expr. yapacak halde değil
in no mood to (do something) expr. (bir şey yapmaya) isteksiz
in no mood to (do something) expr. (bir şey yapacak) halde değil
in no mood to do expr. yapma modunda değil
in no mood to (do something) expr. (bir şey yapma) havasında değil
in no mood to do expr. yapmaya isteksiz
in no mood to do expr. yapma havasında değil
Idioms
the in thing to do n. moda olan şeyler/işler
do something in a tricky way v. fırıldak çevirmek
do evil in return v. karşılığında kötülük yapmak
do evil in return v. kötülükle karşılık vermek
do everything in one's power v. elinden gelen/gücünün yettiği her şeyi yapmak
could do something in their sleep v. (kolay olduğundan) bir şeyi gözü kapalı/zorlanmadan yapmak
find it in oneself (to do something) v. (bir şeyi yapma) isteğinde/cesaretinde olmak
find it in one's heart (to do something v. (bir şeyi yapma) isteğinde/cesaretinde olmak
do somebody's head in v. birini mutsuz etmek
do somebody's head in v. birinin kafasını karıştırmak
be in no mood to do something v. bir şeyi yapacak havada olmamak
be in no mood to do something v. (bir şeyi yapma) havasında olmamak
not find it in oneself (to do something) v. gönlü istememek
not find it in one's heart (to do something) v. gönlü razı olmamak
not find it in oneself (to do something) v. gönlü razı olmamak
not find it in one's heart (to do something) v. gönlü istememek
not find it in one's heart (to do something) v. içine sinmemek
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) takati kalmayana dek yapıp bir sonuç alamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) pestili çıkana kadar yapıp bir sonuç alamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) canı çıkıncaya kadar yapıp bir sonuç alamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) hali kalmayana dek yapıp bir sonuca varamamak
do something until you are blue in the face v. (bir şeyi) bitap düşene kadar yapıp bir sonuca varamamak
be able to (do something) in (one's) sleep v. bir şeyi gözü kapalı yapabilmek
be able to (do something) in (one's) sleep v. bir şeyi büyük kolaylıkla-hiç zorlanmadan yapabilmek
do (one) in the eye v. (birinin) hakkını yemek
do (one) in the eye v. (birinin) işine çomak sokmak
do someone in the eye v. birini kandırmak/aldatmak
do someone in the eye v. birinin gözünü boyamak